Ev Tesisatı

Avize Takarken Tavan Neyi Taşır?

Avize montajında iki ayrı soru vardır — ağırlığı ne taşıyacak ve tavandan çıkan uçlar ne — ve sorun genellikle sorulmayan tarafta çıkar.

Tavandaki sarkıt armatürün gövdesini yerine takan iş tulumlu elektrik teknisyeni

Kısa cevap

Avize takarken iki ayrı soru vardır. Biri mekaniktir: bu ağırlığı ne taşıyacak. Diğeri elektrikseldir: tavandan çıkan uçların hangisi ne. Çoğu zaman biri sorulur, diğeri varsayılır — ve sorun genellikle varsayılan tarafta çıkar.

Taşıma tarafının cevabı şudur: yükü tavan değil, tavanın arkasındaki taşıyıcı taşır. Betonarme döşemede bu ikisi aynı şeydir. Alçıpan asma tavanda değildir; levha bir kaplamadır, yükü arkasındaki profiller ve onları üstteki döşemeye bağlayan askılar taşır. Orada yapılacak iş levhaya dübel çakmak değil, yükü profile ya da döşemeye aktarmaktır.

Besleme tarafında ise tavandan çıkan uçlar renklerine bakılarak tanınmaz, tek tek ölçülerek ayrılır. Biri ayrıca korunur: sarı-yeşil koruma iletkeni armatürün değil noktanın malıdır, armatürünüzde bağlanacak yeri olmasa bile kesilmez.

Bu yazı avizenin nasıl bağlanacağını anlatmıyor. Montajdan önce hangi kararların neye göre verildiğini ve işin nerede sizin elinizden çıktığını anlatıyor.

Kutudan çıkan dübel tavanınızı bilmiyor

Armatürün kutusundaki vida ve dübel, arkasında sağlam bir taban bulunduğu varsayımıyla konur. Bu varsayım betonarme döşemede tutar, asma tavanda tutmaz — ve tutmadığı aylar sonra anlaşılır.

Alçıpanda ilk iş taşıyıcının nerede geçtiğini bulmaktır; levhayı tutan vidaların hizası, tavanın duvara oturduğu kenar ya da mevcut bir armatür deliği bunun için bakılan yerlerdir. Sonrasında iki yol vardır: yükü taşıyıcı profile aktarmak ya da doğrudan üstteki döşemeye askıyla bağlamak. Ağır armatürlerde ikincisi tercih edilir, çünkü profilin kendisi de askılarla asılıdır.

Boşluk dübelleri dışlanmaz; hafif armatürlerde ve üreticinin bildirdiği taşıma değeri içinde kullanılır. Ancak o değer belirli bir levha kalınlığı ve durağan bir yük kabul edilerek verilir; yük gerçekte durağan değildir. Avize temizlikte çekilir, ampul değişiminde döndürülür, kapı çarptığında sallanır — asıldığı anı değil sonraki yılları taşır.

Ahşap tavanda bağlantı kirişe yapılır; kaplama tahtası taşıyıcı değildir. En aldatıcı seçenek ise tavanda hazır duran eski kancadır: bugüne kadar bir avize taşımış olması sizinkini taşıyacağını göstermez. Ne zaman, neye ve hangi yük için tespit edildiği bilinmiyorsa taşıma değeri de bilinmiyordur. Tavan yapısına uygun taşıyıcıya sabitleme işinin ilk adımı bu yüzden delmek değil, bakmaktır.

Tavandaki nokta bir armatür ucu değil, bir kavşak

Herkes tavandan üç uç çıkmasını bekler: faz, nötr, toprak. Birçok evde çıkan sayı bu değildir; fazlalık bir hata anlamına gelmez.

Aydınlatma noktası birçok dairede buat gibi kullanılmıştır; komşu hatlar orada birleşir ve içinden başka bir otomata bağlı devre geçebilir. Buna anahtarlama düzeni eklenir: çok gruplu bir avizeyi iki tuşla ayrı yakan komütatör anahtar, tavana iki anahtarlanmış faz ile ortak bir nötr getirir. Uç sayısı beşe altıya çıkabilir. Renkler de yardımcı olmaz: eski tesisatlarda renk kodu tutarlı uygulanmamış, eklerde hiç uygulanmamış olabilir.

Burada sessiz bir tehlike var: anahtar, fazı değil nötrü kesecek biçimde bağlanmış olabilir. Böyle bir tesisatta anahtar kapalıyken lamba sönüktür, ama duy ve armatür uçları faz potansiyelinde kalır. Bunun sonucu montaj gününde değil, aylar sonra "ışığı kapattım, ampulü değiştiriyorum" diyen kişide görünür. Bulunduğunda bağlantının çevrilmesi gerekir.

Grup otomatını indirmek de bunların hepsini kapatmaz — noktadan başka bir devre geçiyorsa o devre hâlâ enerjilidir. Tavandan çıkan uçlara dokunulmaz.

Sarı-yeşil uç kesilmez, Sınıf II armatürde de

Armatürler koruma biçimine göre ikiye ayrılır; bu ayrım tavandan gelen koruma iletkeninin ne olacağını belirler.

Metal gövdeli Sınıf I armatürlerde koruma topraklamayla sağlanır: gövde bir arıza sonucu faz potansiyeline gelirse akımın gidecek bir yolu olmalıdır. Koruma iletkeni bu yüzden gövdedeki toprak ucuna bağlanır.

Üzerinde iç içe iki kare işareti bulunan Sınıf II armatürlerde gövdeye toprak bağlanmaz. Bu bir eksiklik değil tasarımın kendisidir; koruma çift yalıtımla sağlanır. Ama buradan "toprak ucu gereksiz" sonucu çıkmaz. O iletken armatürün değil noktanın malıdır: bugün çift yalıtımlı bir armatür asılır, birkaç yıl sonra metal gövdeli bir avize gelir ve iletken orada gerekir. Bu yüzden kesilmez, uygun biçimde sonlandırılıp yalıtılarak bırakılır.

Bir de hiç yapılmayan şey var: koruma iletkeni nötre bağlanmaz. İşe yarar görünür, çünkü nötr de topraklanmıştır. Fark şurada — nötr üzerinden normal çalışmada akım geçer ve nötr bağlantısı kopabilir. Koptuğunda armatür gövdesi faz potansiyeline gelir ve bunu gösteren hiçbir belirti olmaz. Tavana bir toprak ucunun geliyor olması da o ucun işini yaptığını göstermez; evde topraklamanın gerçekten çalışıp çalışmadığı ayrı bir ölçüm konusudur.

Sarkıtın yüksekliği zevk kararı değil

Sarkıtta yükseklik sorusu armatüre değil, altındaki alana bakılarak cevaplanır. İki durum var ve mantıkları ters.

Altından geçilen bir yerde — koridor, mutfak adasının çevresi, merdiven sahanlığı — armatür en uzun kişinin başının üstünde kalır. Buradaki hata mekaniktir: çarpılan bir armatür askısını zorlar ve her çarpma bağlantıyı biraz daha gevşetir.

Altında oturulan bir yerde — yemek masası, sehpa — mantık tersine döner. Armatür, ışık kaynağı doğrudan göze girmeyecek kadar iner, masanın kullanımını kesmeyecek kadar yukarıda durur. Belirleyici olan armatürün ölçüsü değil, ışık kaynağının görünüp görünmediğidir.

Her iki durumda da kabloya boy verilir; çekme kuvveti klemense binmemelidir. Taşıyıcının işi yükü tutmak, klemensin işi elektriksel bağlantıdır — ikisi karıştığında bağlantı gevşer ve ısınır.

İşin sizden çıktığı yer

Ev sahibinin kararları bellidir: hangi armatür, nereye, ne yükseklikte. Uygulama tarafında sınır belirgin. Şu durumlarda iş bir armatür asmak olmaktan çıkar:

  • Tavandan çıkan uçların hangisinin ne olduğu bilinmiyor ya da beklenenden fazla uç var.
  • Tavan alçıpan ve arkasındaki taşıyıcının nerede geçtiği bilinmiyor.
  • Mevcut kanca oynuyor, paslı ya da çevresinde çatlak, kabarma, alçı dökülmesi var.
  • Armatür ağır ya da uzun, tavan yüksek; askıya alma tek kişilik bir iş değil.
  • Avizede birden çok lamba grubu var; anahtarların hangi grubu yakacağı düzenlenecek.
  • Işık kapalıyken duyda veya armatür gövdesinde gerilim belirtisi var.

Son maddede tereddüt edilmez: anahtarın nötrü kestiği bir tesisatta armatür sönükken de uçlar enerjilidir ve bunu dışarıdan anlamanın yolu yoktur.

Bu sınır, priz değişiminde nerede durulacağı sorusuyla aynı mantıkla kurulur: karar, kapak açıldığında görülene göre değişir. Armatürün kendi seçimi ise ayrı bir konu ve LED aydınlatma dönüşümü tarafında ele alınır. Bir de yüksekte çalışma riski var: ağır bir armatür merdiven üstünde tek başına askıya alınmaz.

Ne zaman acil

Aşağıdaki üç kademe bu sitedeki bütün elektrik güvenliği yazılarında aynıdır. Bir belirti yalnızca bir kademede geçer; kademeler birleştirilmez, sıraları değişmez.

Kademe 1 — Yaklaşmayın, terk edin, 112'yi arayın.

  • Duman, alev, is ya da kıvılcım var.
  • Koku ya da ses panonun bulunduğu bölgeden geliyor.
  • Pano kapağının sıcak olduğu fark edilmiş.

Hiçbir şeye dokunulmaz, panoya yaklaşılmaz, herkesle birlikte bina terk edilir, 112 aranır. Pano kapağının sıcak olup olmadığını öğrenmek için panoya yaklaşılmaz; koku ya da ses panodan geliyorsa bu kademe, kapak soğuk olsa da geçerlidir. Kapalı bir muhafazanın içindeki ark, kapağın hemen önündeki mesafeyi de riskli kılar.

Kademe 2 — Enerjiyi kesin, bekletmeyin.

  • Koku ya da ısınma belirli bir prizde, anahtarda veya buatta toplanıyor; pano temiz ve soğuk.
  • Çıtırtı, cızırtı ya da ark sesi duyuluyor; ses panodan gelmiyor.
  • Prize, fişe, anahtara veya bir cihaza dokununca çarpılma hissediliyor.
  • Su ile elektrik bir arada: priz ıslanmış, üzerine su damlıyor ya da yakınında sızıntı var.

Ana şalter ya da ilgili sigorta indirilir, indirilmiş bırakılır, yetkin kişi çağrılır. Panoya yaklaştığınızda duman, is, kıvılcım, koku ya da cızırtı fark ederseniz şalteri indirmeye çalışmayın; o durum Kademe 1'dir.

Kademe 3 — Bekleyebilir, ama kullanmayın.

  • Sigorta tekrar tekrar atıyor, başka hiçbir belirti yok.
  • Işıklar ara ara kırpışıyor.
  • Tek bir priz çalışmıyor.
  • Priz ya da anahtar kapağında sararma, kahverengileşme veya erime izi var; şu anda ısınma, koku ve is yok.

O hat ya da priz kullanılmaz, randevu alınır.

Ayrı bir durum — nötr kopması. Işıkların kısılmak yerine parlaması, ampullerin arka arkaya patlaması, birden çok cihazın aynı anda bozulması bu tabloyu düşündürür. Burada tek bir hattın sigortasını indirmek korumaz, çünkü sorun besleme tarafındadır: ana şalter indirilir ve 186 aranır.

Bu yazının belirtileri merdivende nereye düşer? Bu yazı bir arıza yazısı değil, ama tavandaki kutuyu açan kişiyi bir kararın karşısına koyuyor. Kapak açıldığında iletkenlerde kararma, erime izi ya da yanık kokusu görülürse iş orada biter: o kol indirilir, indirilmiş bırakılır ve ölçüm istenir — bu Kademe 2'dir. Kutunun içinde is varsa ya da koku panonun bulunduğu yerden geliyorsa Kademe 1'dir ve panoya hiç yaklaşılmaz. Armatür takıldıktan sonra o hattın sigortası atıyorsa ve başka hiçbir belirti yoksa Kademe 3'tür: hat kullanılmaz, ikinci bir deneme yapılmaz. Emin olamadığınız her durumda ağır olanı seçin.

Sık sorulanlar

Tavanımın alçıpan mı beton mu olduğunu nasıl anlarım?

En basit işaret sestir: parmak eklemiyle vurulduğunda beton tok, alçıpan boş bir ses verir. İkinci işaret seviyedir; asma tavan yapılmış odalarda tavan, pencere ve kapı üstlerine göre aşağı inmiştir ve duvarla birleştiği yerde çoğu zaman ince bir hat görünür. Odada gömme spot varsa armatür çıkarıldığında arkadaki boşluk doğrudan görülür. Yine de emin olunamayan durumlar vardır; bu ayrım delmeden önce netleşmezse, delik açıldıktan sonra geri alınamayacak bir karar verilmiş olur.

Tavanda hazır duran kancaya avize asabilir miyim?

Kancanın taşıma değeri bilinmiyorsa hayır. Bir kancanın yıllardır bir avizeyi taşıyor olması yalnızca eski armatürün ağırlığı hakkında bilgi verir, yenisi hakkında değil. Ne zaman, neye ve nasıl tespit edildiği bilinmiyorsa bu bilinmezlik sizin armatürünüzün altında durur. Kanca oynuyorsa, paslıysa ya da çevresinde çatlak, kabarma veya alçı dökülmesi varsa değerlendirmeye bile gerek kalmaz. Doğrusu, taşıma değeri belli bir bağlantı elemanını tavanın gerçek taşıyıcısına bağlamaktır.

Armatürümde toprak bağlantı yeri yok, tavandan gelen sarı-yeşil ucu keseyim mi?

Kesilmez. Armatürünüz büyük olasılıkla çift yalıtımlıdır; üzerinde iç içe iki kare işareti varsa gövdeye toprak bağlanmaması normaldir. Ama gelen iletkenin geleceği yalnızca bu armatüre bağlı değildir. O uç noktaya aittir ve ileride oraya metal gövdeli bir armatür geldiğinde gerekir. Doğru yol, ucu uygun biçimde sonlandırıp yalıtarak erişilebilir hâlde bırakmaktır. Kesilen bir uç, tavanın yeniden açılmasından başka bir yolla geri kazanılmaz.

Boyadan sonra avize geri takılacak ama hangi ucun nereye gittiği not edilmemiş.

Bu çok yaygın bir durum ve renklere bakarak tahmin yürütmenin en riskli olduğu andır, çünkü sökme sırasında uçların düzeni de bozulmuş olabilir. Uçlar yeniden ölçülerek ayrılır: sürekli faz, anahtarlanmış fazlar, nötr ve koruma iletkeni. Çok gruplu bir avizede ayrıca hangi anahtarlanmış fazın hangi lamba grubuna gideceği eşleştirilir. Sökme öncesinde uçların fotoğraflanması ya da etiketlenmesi bu işi kısaltır; sonradan yapılabilecek bir şey değildir.

Yeni taktığımız avize hafifçe sallanıyor, normal mi?

Zincirli ya da halatlı bir armatürde küçük bir salınım, armatürün kendi askı düzeninden geliyor olabilir. Sallanmanın kaynağı montaj noktasıysa durum tümüyle farklıdır: bağlantının çevresinde çatlak, kabarma ya da alçı tozu görülüyorsa, ya da armatür elle itildiğinde tavan yüzeyi onunla birlikte oynuyorsa yük taşıyıcıya oturmamış demektir. Bu, zamanla düzelen değil ilerleyen bir şeydir; her sallanma tespiti biraz daha açar. Armatürün altında durulmaz ve sabitleme yeniden yapılır.

WhatsApp