Bu kategorideki sistemlerin ortak yanı, kurulduğu gün değerlendirilememeleridir. Ekran görüntü veriyorsa, siren ötüyorsa ve kapı açılıyorsa kurulum başarılı sayılır; oysa gerçek sınav bir olaydan sonra gelir ve orada başka sorular sorulur. Kaydı açtığınızda yüz seçilebiliyor mu? Alarm gerçekten kime haber verdi? Kapı o gece kime açıldı? Bu üç soruya donanım seçilmeden önce cevap verilmiş olması gerekir, çünkü hepsi montaj kararlarıyla belirlenir: bir noktanın hangi amaçla izlendiği görüş açısını ve objektifi, haber verme biçimi haberleşme altyapısını, kapı kontrolü ise panelin ve kilidin seçimini değiştirir.
Üç sistem birbirinin yerine geçmez, çünkü farklı sorular yanıtlarlar. Kamera olan biteni kaydeder; caydırıcılığı vardır ama olayı durdurmaz. Alarm bir eşiğin geçildiğini anlar, sesle kesintiye uğratır ve haber verir; ne olduğunu göstermez. Görüntülü diafon ise ikisinden de önce devreye girer — kapı açılmadan önce karşıdakini görmeyi sağlar; sesli sistemde "kargo" diyen herkese açılan bir kapı, üstüne kamera eklenerek düzelmez, yalnızca kimin girdiği kaydedilmiş olur. Doğru kurgu genellikle bunların birlikte ve rolleri ayrılmış biçimde çalışmasıdır: giriş kontrolü kapıda, tespit çevrede, kayıt her yerde.
Üçüncü katman bağımlılıktır ve çoğu kurulumda en sona bırakılan konudur. Bu sistemlerin hemen hepsi artık ağ üzerinden çalışır ve elektrikle ayakta durur. Kamera IP cihazıdır, PoE ile beslenir ve anahtardan geçer; alarm paneli haberleşmesini GSM ya da internet üzerinden yapar; diafon panelleri bina şaftındaki hattı kullanır. Dolayısıyla kayıt cihazının nerede durduğu, kabinin havalandırılıp havalandırılmadığı, ağın diğer trafikten ayrılıp ayrılmadığı ve enerji kesildiğinde neyin yedekte kaldığı bu işin parçasıdır. Elektrik kesintisinde susan bir güvenlik sistemi, en çok ihtiyaç duyulabilecek anda yoktur; kayıt cihazının ve haberleşmenin yedeklenmesi bu yüzden ayrı bir kalem değil, kurulumun bir maddesidir.
Dördüncüsü hukuki taraftır. Kamera insan kaydeder ve bu, kişisel veri işlemek anlamına gelir; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğü, amaçla sınırlı kayıt, saklama süresinin belirlenmiş olması ve görüntüye kimin erişebileceğinin tanımlanması bunun sonucudur. Uygulamada bu, kamera açısının seçimini de etkiler: komşu balkonunu, sokağın tamamını ya da başka bir işletmenin girişini kadraja almak, kurulumu teknik olarak değil hukuki olarak sorunlu hâle getirir. Apartman ve sitelerde ortak alana kamera yerleştirilmesi ayrıca yönetim kararı gerektirir. Bu sayfa hukuki danışmanlık vermez; kurulum tarafında yapılan şey, açının ve saklama düzeninin bu yükümlülükleri karşılayacak biçimde kurulabilmesini sağlamaktır.
Sahada işleri asıl bozan şey ise arıza değil, terk edilmedir. Perdeye, radyatöre ya da klima üflemesine bakan bir dedektör gecenin ortasında siren çaldırır; birkaç tekrardan sonra kullanıcı ya hassasiyeti dibe çeker ya da sistemi kurmamaya başlar. O andan itibaren duvarda bir cihaz vardır, koruma yoktur. Aynı şey kayıt tarafında da olur: saklama süresi, bir olayın fark edilmesi için gereken süreden kısa olduğunda kayıt zaten üzerine yazılmıştır. Kurulumun kalitesini belirleyen kararlar bu yüzden ürün seçiminden önce gelir — nereye bakılacağı, kime haber verileceği, hangi senaryoda devreye alınacağı ve kaydın ne kadar geriye gittiği.
