Kartal'ın sahil bandı uzun yıllar boyunca bir sanayi kıyısıydı. Fabrikalar, çimento tesisleri, depolar ve onlara hizmet eden atölyeler denize bakan parselleri doldurmuştu. Bu tesislerin kapanmasıyla birlikte aynı kıyı yeniden planlandı ve bugün orada yüksek konut blokları, rezidanslar ve ticari katlar duruyor. İstanbul'da bir ilçenin işlevini bu kadar keskin biçimde değiştirdiği çok az örnek vardır ve değişimin izi altyapıda hâlâ okunabiliyor.
Ancak bu dönüşüm bir bant genişliğinde kaldı. Sahilin arkasına, Karlıktepe'ye, Topselvi'ye, Atalar ve Çavuşoğlu'na doğru gidildiğinde 1970'lerden 1990'lara uzanan doku olduğu gibi duruyor: dört ile altı katlı, zemini dükkân, üstü konut binalar. Daha yukarıda, Yakacık ve Yukarı tarafında eski yerleşim çekirdeği ile sonradan eklenen bloklar iç içe geçmiş durumda. Yani ilçe içinde birbirine hiç benzemeyen üç ayrı elektrik gerçeği aynı anda yaşıyor.
Buna bir de Kartal'ın merkez olma özelliği ekleniyor. Adliye, hastaneler ve yoğun bir çarşı dokusu ilçeye günlük olarak dışarıdan büyük bir hareket getiriyor; bunun elektrik tarafındaki karşılığı, ticari zemin katlarının sürekli el değiştirmesi. Bir dükkân kafeye, kafe eczaneye, eczane kuaföre dönüşüyor ve her biri farklı yük profili, farklı aydınlatma düzeni ve farklı priz ihtiyacı getiriyor. Kordonboyu ve Çarşı çevresinde en sık yapılan iş, mevcut tesisatın yeni kullanıma göre baştan düzenlenmesi.
Eski sanayi yapılarının bir kısmı ise yıkılmadı; depoya, atölyeye, servise ya da showroom'a dönüştü. Bu binalarda tuhaf bir eşitsizlik görülür: bir zamanların büyük makinesi için çekilmiş kalın bir besleme hattı boşta beklerken, bugün kullanılan bölüm ince bir hattan besleniyor olabilir. Panonun içindekiler ile binadaki gerçek kullanımın birbirini tutmaması, Kartal'da sık karşılaşılan bir tablodur.
Bu bölgede ne yapıyoruz
İstanbul Anadolu yakası ile Kocaeli arasındaki çalışma hattımızda Kartal bir menteşe noktası. D-100 ile sahil yolu ilçeyi birlikte kesiyor, Marmaray boyunca doğu yönünde devam ediliyor. Kartal, çalıştığımız hattın ortasında kalıyor; ilçeye ulaşmak için ayrı bir planlama gerekmiyor.
Sahada karşılaşılan asıl değişken mesafe değil, işin türü. Sahildeki bir blokta ortak alan panosunda çalışmak yönetimle saat planlamayı, kapalı otoparkta çalışmak havalandırma ve erişim iznini gerektiriyor. Çarşı içindeki bir dükkânda ise iş genellikle işletmenin kapalı olduğu saatlere sıkışıyor. Dönüşmüş bir sanayi yapısında ise önce mevcut panonun neyi beslediğinin çıkarılması gerekiyor ve bu tek başına bir aşamadır. İşi kabul ederken hangisiyle karşı karşıya olduğumuzu netleştiriyoruz.
Bölgedeki yapı stoku
Sahil bandındaki yeni bloklar ilçenin en genç stoku ve tesisatları baştan projelendirilmiş durumda. Buradaki işler eskimeden değil, işletmeden doğuyor: kompanzasyonun tesisin bugünkü yüküne göre ayarlanmamış olması, jeneratör devir sisteminin devreye alındıktan sonra hiç test edilmemesi, ortak alan tüketiminin nasıl dağıtıldığının belirsiz kalması ve güncel tek hat şemasının bulunamaması. Yüksek yapıda bir ortak alan arızası tek bir daireyi değil, otoparkı, asansörleri ve yangın sistemini birlikte ilgilendirdiği için bu binalarda kayıt tutmanın değeri daha yüksek.
İlçe merkezindeki 1970'ler–1990'lar stoku bambaşka bir tablo sunuyor. Bu binalarda ana kolon hattı, zemin katında ticari birim bulunmasına rağmen çoğu zaman konut varsayımıyla boyutlandırıldı. Dükkânın vitrin aydınlatması, buzdolapları, klima ve mutfak ekipmanı devreye girdiğinde kolonun taşıdığı yük, tasarım anındakinin çok üzerine çıkıyor. Sayaç panosu genellikle giriş holünde ve yıllar içinde eklenen hatlarla büyümüş, etiketsiz ve kapağı tam kapanmayan bir hâle gelmiş oluyor. Kaçak akım koruması ya yok ya da bir kez attıktan sonra devre dışı bırakılmış.
Yakacık ve yamaç tarafındaki stok ile dönüşmüş sanayi yapıları ise ayrı ele alınıyor. Yamaçtaki az katlı ve müstakil yapılarda en sık eksik olan şey topraklama tesisidir; prizde topraklama ucu bulunsa bile arkasında ölçülebilir bir sistem olmayabilir. Eski sanayi yapılarında ise altyapı fiziksel olarak güçlüdür ama bugünkü kullanımla ilişkisi kopmuştur; mevcut kabloların nereye gittiği bilinmez, pano içindeki kesicilerin bir kısmı yıllardır beslemediği bir hattın üzerinde durur. Her iki durumda da ilk iş yenilemek değil, mevcudu çıkarmak oluyor.
