Kadıköy tek bir yapı dokusu değil. Rıhtımdan Bostancı'ya doğru gidildikçe bina yaşı, kat sayısı ve tesisatın kurulduğu mantık değişir. Caferağa, Osmanağa ve Rasimpaşa'da 1960'larla 1980'ler arasında yapılmış, çoğu beş-altı katlı, asansörü sonradan eklenmiş apartmanlar var. Göztepe, Erenköy, Caddebostan ve Suadiye hattında daha geniş planlı ve genellikle daha geç tarihli bloklar. Fikirtepe'de ise yıllardır yerinde durmayan bir dönüşüm alanı. Bir elektrikçi için bunlar üç ayrı iş demektir.
Eski çekirdekteki apartmanların ortak sorunu tesisatın yaşı. Sıva altındaki hatlar kendi döneminin kesitleriyle çekilmiş, priz devrelerinde ayrı bir toprak iletkeni çoğu zaman yok, daire panosu ya hâlâ buşonlu ya da tek bir otomat grubuna sıkıştırılmış. O binalar yapılırken bir dairedeki toplam yük buzdolabı, televizyon ve birkaç ampuldü. Bugün aynı hatta klima, bulaşık makinesi, kurutucu, elektrikli ısıtıcı ve giderek indüksiyon ocak asılıyor. Sigortanın sık atması bu yüzden şaşırtıcı değil; şaşırtıcı olan, çoğu binada hâlâ kaçak akım korumasının bulunmaması.
İkinci belirleyici şey zemin katlar. Bahariye, Kadife Sokak, Moda Caddesi ve Yeldeğirmeni çevresinde konut olarak projelendirilmiş zemin katların büyük bölümü kafe, restoran, bar ya da dükkâna dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm elektrik açısından bir tabela meselesi değil: fırın, davlumbaz motoru, soğutucu grubu ve klima, binanın kolon hattının o daire için ayırdığı gücün epeyce üstüne çıkar. Üst katlardaki ışığın işletme açılınca kısılması ya da ortak panonun ısınması genellikle burada başlar.
Bir de yapının kendisinden gelen kısıtlar var. Yeldeğirmeni'nde ve Moda'nın bazı sokaklarında tescilli yapılar bulunuyor; buralarda duvar kırarak hat yenilemek her zaman mümkün değil, güzergâhın yapıya zarar vermeyecek biçimde kurulması gerekiyor. Denize yakın dairelerde ise rutubet, yıllar içinde buatlardaki ve priz kutularındaki izolasyonu düşürüyor — arıza cihazda değil, duvarın içinde nem almış bir bağlantıda oluyor.
Bu bölgede ne yapıyoruz
İstanbul Anadolu yakası ve Kocaeli hattında çalışıyoruz; Kadıköy bu hattın batı ucu ve en yoğun noktası. Metro, Marmaray ve sahil ekseni sayesinde ilçenin her mahallesine ulaşım sorunlu değil, ancak Kadıköy'de asıl mesele mesafe değil erişim.
Caferağa, Osmanağa ve Rasimpaşa'nın sokaklarında araç park edecek yer bulmak çoğu saatte mümkün olmuyor, bazı sokaklar yayalaştırılmış durumda, apartman yönetimlerinin gürültülü çalışmaya izin verdiği saat aralığı da dar. Bu yüzden işi randevuya bağlıyor, kanal açma ve kırım gerektiren işleri gün içinde belirli bir pencereye yerleştiriyor, malzemeyi tek seferde taşınacak şekilde planlıyoruz. Bunu baştan konuşmak, işin gereksiz yere uzamasını engelliyor.
Bölgedeki yapı stoku
Kadıköy'ün eski çekirdeğinde — Caferağa, Osmanağa, Rasimpaşa, Hasanpaşa ve Moda'nın büyük bölümünde — hâkim stok 1960'lar ile 1980'ler arasında yapılmış betonarme apartmanlardır. Bu binalarda kolon hattı genellikle merdiven boşluğundan çıkar, sayaçlar giriş katta ortak bir panoda toplanır, daire içindeki dağıtım ise antreye asılmış küçük bir kutudan yapılır. Sıva altı hatlarda sigortalı priz gruplarının sayısı azdır; mutfak ve banyo çoğu zaman salonla aynı devreye bağlıdır. Toprak iletkeni ya hiç çekilmemiştir ya da yalnızca beyaz eşya prizlerine kadar götürülmüş, geri kalan hatta atlanmıştır.
Sahil hattında ve Göztepe–Erenköy–Sahrayıcedid üçgeninde stok biraz daha genç ve daha büyük planlıdır; 1980 sonrası bloklarda pano yapısı daha düzenlidir, otomat kullanımı yaygındır. Buna karşılık bu binaların çoğu da kaçak akım rölesinin zorunlu hâle gelmesinden önce yapılmıştır; pano modern görünse bile içinde hayat koruma bulunmayabilir. Kapalı otoparklı bloklarda ise son yıllarda gündeme gelen konu elektrikli araç şarjı: mevcut ortak alan hattı bu yükü çoğu zaman ek düzenleme yapılmadan kaldırmaz.
Kentsel dönüşümün etkisi ilçe içinde çok eşit dağılmıyor. Fikirtepe ve çevresi büyük ölçekli bir yenileme alanı; burada bina bazında kalıcı yatırım yapmak çoğu zaman anlamsız, ama binanın yıkılana kadar güvenli kalması gerekiyor. Buna karşılık Moda ve Yeldeğirmeni'nde tescil ve koruma statüsü nedeniyle dönüşüm yerine onarım ve güçlendirme yolu izleniyor; oralarda tesisatın on beş-yirmi yıl daha kullanılacak şekilde, yapıya zarar vermeden yenilenmesi gerekiyor. Aynı ilçede iki karar tamamen farklı çıkıyor.
