Pendik'i anlamanın en pratik yolu, ilçeyi denizden içeriye doğru katmanlar hâlinde okumaktır. Sahilde eski çarşı ve onu çevreleyen Batı, Doğu, Orta mahalleleri var; D-100'ün üstünde 1990'lardan bu yana hızla dolmuş konut alanları; daha yukarıda TEM ile havalimanı çevresine yayılmış depo ve tesis kuşağı; en kuzeyde ise hâlâ köy ölçeğinde duran Ballıca, Emirli, Göçbeyli gibi mahalleler. Bunlar birbirinin devamı değil, aynı ilçe adı altında toplanmış dört ayrı yerleşim mantığı. Elektrik açısından da dört ayrı iş tanımı çıkarıyorlar.
Son yirmi yılda ilçenin karakterini belirleyen şey Sabiha Gökçen ve Kurtköy hattı oldu. Havalimanı büyüdükçe çevresindeki boş arazi depoyla, kargo aktarma merkeziyle, teknoloji ofisleriyle ve konaklama yapılarıyla doldu. Bu binaların elektrik ihtiyacı konut mantığıyla okunamaz. Tek katlı ama tavanı on metreyi bulan hacimler, akü şarj alanları, seksiyonel kapı motorları, yükleme rampaları, soğuk hava odaları söz konusudur; üstelik çekilen gücün büyük bölümü sabit değildir, gün içinde sevkiyat yoğunluğuna göre iner çıkar. Aynı depo sabah boş, akşam tam kapasite çalışıyor olabilir.
Konut tarafında Pendik'in meselesi yapının yaşı değil, büyüme hızı. Kaynarca, Velibaba, Çamlık, Yenişehir ve Kurtköy'de bloklar kısa aralıklarla, birbiri ardına tamamlandı. Bina yeni olduğu için tesisatın da düzgün olduğu varsayılıyor; oysa buralarda çıkan işlerin çoğu teslim aşamasında atlanmış şeylerden doğuyor. Ölçüm yapılmadan devreye alınan daireler, hangi otomatın nereyi beslediği yazılmamış panolar, ortak alan hatlarının güzergâhının kimse tarafından bilinmemesi. Buna havalimanı çevresinde yaygınlaşan bir başka durum ekleniyor: daireler bölünüp ayrı ayrı kiraya veriliyor ama bölünme elektrik tarafında karşılıksız kalıyor, iki ayrı kullanım tek panodan ve tek sayaçtan besleniyor.
Sahildeki eski çekirdek ile kuzeydeki köy mahalleleri ise bu tablonun iki ucunda duruyor. Merkezde zemini dükkân, üstü konut, dar sokaklara sıralanmış apartmanlar var; tesisat kendi döneminin ölçüleriyle kurulmuş ve o günden beri parça parça eklenerek bugüne gelmiş. Kuzeyde ise müstakil evler, bahçeler, depo ve ahır yapıları, sulama pompaları bulunuyor; besleme çoğu zaman havai hattan geliyor ve şebeke kaynaklı ani gerilim yükselmeleri burada teorik bir konu değil. Aynı gün içinde bir dağıtım panosuna ve bir bahçe topraklamasına bakmak Pendik'te olağan bir iş günü.
Bu bölgede ne yapıyoruz
Anadolu yakasından Kocaeli'ye uzanan çalışma hattımızın tam ortasında duruyor Pendik. D-100 ve TEM ilçeyi birlikte kesiyor, Kurtköy kavşağı iki yolu birbirine bağlıyor, Marmaray ile yüksek hızlı tren garı sahilde, metro hattının ucu havalimanında. İlçe, İstanbul'dan Kocaeli'ye uzanan çalışma hattımızın doğu ucunda; ulaşım tarafında ayrı bir hesap gerekmiyor.
Planlamayı zorlaştıran şey mesafe değil, ilçenin hangi katmanına gidildiği. Depoda ve tesiste çalışma saati sevkiyat düzenine bağlıdır; sayım günü ya da yoğun sezonda kesinti gerektiren iş yapılamaz, bunu baştan konuşmak gerekir. Konutta ise belirleyici olan site yönetiminin izin verdiği saat aralığı. Kuzey mahallelere gidildiğinde tablo yine değişir: orada asıl mesele malzemenin ve ekipmanın tek seferde götürülmesidir, çünkü ara tedarik için geri dönmek ciddi bir zaman kaybı demektir. Randevu vermeden önce adresin bu katmanlardan hangisinde olduğunu, mevcut panonun daha önce elden geçirilip geçirilmediğini ve kesintinin hangi aralıkta yapılabileceğini soruyoruz. Kapsam yerinde ölçüm yapıldıktan sonra yazıya dökülür.
Bölgedeki yapı stoku
Sahildeki eski çekirdekte — Batı, Doğu, Orta ve Çınardere'nin bir bölümünde — hâkim doku 1970'ler ile 1990'lar arasında yapılmış, dört ile yedi kat arası apartmanlardır. Bunların önemli bir kısmında zemin kat baştan dükkân olarak projelendirilmiştir, dolayısıyla ticari yük binanın kuruluşundan beri vardır. Sorun bu yükün büyümüş olmasıdır: aynı hacim önce bakkal, sonra market, sonra da soğutucu dolapları ve fırınıyla birlikte bir gıda işletmesi hâline gelmiştir. Kolon hattı ise değişmemiştir. Daire içlerinde devre sayısı azdır, priz gruplarında ayrı toprak iletkeni çoğu zaman bulunmaz ve pano sonradan otomatla yenilenmiş olsa bile arkasındaki kesit ilk günkü kalmıştır.
D-100'ün üst tarafında, Kaynarca'dan Yenişehir'e uzanan bantta stok çok daha genç. Bu bloklarda tesisat baştan projelendirilmiş, otomat ve kaçak akım koruması standart olarak konulmuş, kolon kesitleri hesaplanmış durumda. Buna karşılık burada karşılaşılan işler eskimeden değil, kayıtsızlıktan doğuyor. Devreye alma ölçümlerinin yapıldığına dair bir belge çoğu binada bulunmuyor, pano kapağının içinde devre listesi yer almıyor, ortak alanda hangi hattın hidroforu hangisinin otopark kapısını beslediği ancak deneyerek anlaşılıyor. Site ölçeğinde bir arıza tek daireyi değil asansörü, güvenlik sistemini ve otoparkı birlikte etkilediği için bu binalarda ilk iş çoğu zaman mevcut düzeni çıkarmak oluyor.
Üçüncü ve ilçeye asıl kimliğini veren grup, Kurtköy, Şeyhli, Yenişehir ve Sanayi Mahallesi çevresindeki depo, aktarma ve üretim yapıları. Bunlar genellikle çelik konstrüksiyon, tek hacimli, geniş açıklıklı binalardır; besleme ana dağıtım panosundan bölüm panolarına dağılır, kablo tavaları tavan seviyesinde ilerler ve aydınlatma raf yerleşimine göre kurulur. Bu yapıların ortak zayıf noktası, kullanımın binadan daha hızlı değişmesidir. Kiracı değişir, raf düzeni döner, ofis bölmesi eklenir, soğuk oda kurulur; pano ise ilk kiracının ihtiyacına göre kurulmuş hâliyle kalır. Kuzeydeki köy mahallelerinde ise tablo tamamen farklıdır: müstakil yapı, bahçe içi hatlar, tarımsal amaçlı pompa ve havai hattan gelen besleme. Orada işin merkezinde topraklama ve şebekeden gelen gerilim darbelerine karşı koruma vardır.
